Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ July 16, 2006 6:07 pm

 Eskiden hep takdir ediyor geçiyorduk "bak ne güzel yapmış, ellerine sağlık, senin gibi de iyiler olmasa bu dünya ne olacak" der dururduk. Artık sadece sözle destek olmanın yanına birde kılımızı kıpırdatma zamanı gelmedi mi? Geldi de geçiyor bile. Takdir etmeyi bırakıp destek de etmenin zamanı şimdi. Bu günlerde olmayacak da ne zaman destek olacağız. Biz aynı durumda olsaydık onlar da bize yardım etmez miydi? Elbet ederlerdi. Kalplerinin yumaşıklığı bizim onlara destek edebileceğimiz kadar ederlerdi.
 
Şimdi yandaki kızın gözlerine bakın ve acıyı hissetmeye çalışın. Bu (ağlamak) yaşanan savaştaki diğer acıların yanında hiç kalır.
 
Hadi üç beş lira demeden, damlaya damlaya göl olur desturunu hatırlayarak bir yardımda biz yapalım İNSANLIK ADINA.

 [Daha geniş bilgi için tıklayınız..]

Kimse Yok Mu derneğinin web sitesi, buradan online kredi kartınızla veya internet bankacılığı yoluyla havale yapabilirsiniz.

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ May 4, 2006 7:54 pm

"Bir politikacı, seçmenine, bir satıcının müşterisine, öğrencinin hocasına, borçlunun alacaklısına söyleyeceğinden daha fazla yalan söylemeye yatkın ve yakındır"

Dahasını okumak için buyrun

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ March 13, 2006 4:23 pm

Şiir okumak belki mümkün olmuyor, zor geliyor, bir de okumak var / okuyabilmek hissede hissede. İmdada yetişiyor şiir dinletileri. Hemde fonda bir demet müzik varsa.

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ 4:19 pm

Zaman ne kadar da kısa, uzun zaman dilimlerinde ne kadar da az şey yapıyorum. Ne kadar, ne kadar az şey yapılabiliyor. Teknoloji hızlandı, bilgisayarımın işlemcisi gibi ama yine de yetişmiyor zaman hiçbirşeye yetişmediği gibi. Birde her şeyi aynı anda yapayım diyorsanız bazen benim gibi o zaman daha da kısa zaman. Her şeyi yapayım derken hiçbirşeyi tam olarak yapamamak. Demeyin zamının izafi olduğunu, elbet öyle. Ayda, eminim zaman farklı geçiyordur Jüpiterde farklı olduğu gibi. Deniz dibindeki balık adam için farklı olduğu gibi. Hapsedilmişlerde uzundur zaman, bir de rahat ruhlarda.

Bir de..

Bir de,

Dolu dolu yaşayanlar zamanı.

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ 8:38 am

Merhaba yeni hafta;

Aynen yeni bir dünya gibi yeni bir haftaya merhaba. Ne yokki bu hafta da. 18 Mart var bu hafta da (ne kadar cumartesiye gelsede biz cumadan başlayacağız düşünmeye). Akan dede kanlarının helalliğini almak için var. Bakalım helalleşebilecek miyiz?

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ March 9, 2006 5:53 pm

Bir Stad İşte

Futbolu sevenler vardır elbet. (sanki normalde hiç sevilmiyormuş gibi oldu, nerde… canlara kıyılıyor bu yüzden) Futbol için magandalık yapanlarda, el el havaya ateş edip kaçanlarında olduğu gibi.

Unutuyorudum

- Futbol ne id?

- E bunu bilmeyecek ne var.

- Spooor.

- Spor mu?

- Evet hem de en baba spor.

Sporun özelliklerini önümüze aldığımızda futbolun daha doğrusu bilidiğimiz manada futbolun spor olmadığı gün gibi aydınlık ve açıktır. Bizim kendimizde halı sahalarda oynadıklarımıza bir şey demiyorum. Ama bu halı saha etkinliklerinde bile magandalık görmek mümkün. 

Spor insanı ruhen ve bedenen dinlendiren bir etkinlik. Ya futbol. Hayatları karartmakta, toplum hakkında kötü bilgi vermekte hiç üstüne yok. İngilizler aklımıza geldi mi? Hemen holiganlarını anıyoruz anasıyla. İstanbuldaki büyüklerin maçı akla geldi mi, de derbiler akla geliyor. Terbiye sınırını zorlayan derbiler. Tezahüratlar içinde bin bir küfrün kol gezdiği derbiler. (bu derbi olayı hakkında pek bilgim yoktur, belki görüyorsunuz olmadığını) Futbolun gerçekten özüne hiç uymayan, sosyal etkinlik olarak gidilen staddan, sosyal tiskinlik olarak dönülen derbiler. Ben mi yanlış anlıyorum bu futbolu yoksa? Yo yo yanlış anlaşılma değil, adamlar bas baya küfür ediyor hiç aklımıza getiremeyeceğimiz cinsten.

Kavga ve dövüşlerin kol gezdiği futbol maçlarımızdan hiç söz etmiyorum bile.  

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ March 8, 2006 11:47 am

iSTiKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım.
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

Özüylü sözüyle İstiklal marşımız. Mehmet Akif "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazmayı nasip etmesin" demiş. Bunu derken milletini, ülkesini ne paha biçilmez bir sevgiyle sevdiğini göstermiştir. İstiklal Marşı şehit atalarımızı anlamamızdır. Okurken göz yaşlarını tutamayışımız hem acımızı unutmadığımızdır.

Biz böyleyken, bütün milletimiz böyle olması gerekirken, bir dersane çıkıp  İstiklal Marşıyla alay edercesine, İstiklal Marşını kullanarak sözde hükümete sesini duyurmaya çalışıyor, eğitimi de siyasetin içine karıştırmakta hiç geri durmuyorlar.

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ March 7, 2006 3:39 pm

Yarın dünya kadınlar günü. Bütün kadınların, ülkemiz dünya günü kutlu olsun. Ama birde erkekler günü olsa idi şöyle ballandıra ballandıra kutlasaydık ne güzel olurdu be Fakir. Olsun bir gün elbet babalar günü olduğu gibi bir de erkekler günü olur.

Geçen yıl hatırlıyorum da baya  olaylı geçmişti Dünya Kadınlar Günü. Umarım eskisi gibi olmaz.

Sade Dünya Kadınlar Günü mü hayır tabi gün çok. Yeşilay Haftası (gün değil bu) başka biri daha vardı ama aklıma gelmedi. Evet yeşilaycıyız değil mi? Hemde nasıl içmiyoruz, içtirmiyoruz. İçen varsa hemen bırakın. Sigara harcanılan para ile ev alınabiliyormuş. Hayatınızdan bir ev ve yıllar, ve tertemiz havayı eksiltmeye ne gerekvar. Yok elbet.  

Konusu: Hayat-I İştikal Fakir @ March 3, 2006 5:56 pm

Eskiden köy vardı rahat rahat sokaklarında dolaşabildiğin, eskiden memleket vardı yağmurlarında ıslanabildiğin. Şimdi küçük Enes köy ister yağmurunda ıslanıp tamam şimdi hasta oldum demek için. Köyler mi daha güvenlidir şehirler mi? Şehirde mi yaşamak istersiniz köyde mi? Birinci sorudaki cevap Köydür. İkinci sorudaki cevap ise şehirdir. Herkes şehirde yaşamak ister ama bilirlerki şehrin güvenliğin olmadığını çocukluğunu yaşayamamaktır şehir özellikle büyük şehir çocuklar, tazeler için. Birde bilmediğin daha büyük şehir ise gerçekten kafestir şehir bu bahsettiğim çocuklar için. Eskiden hatırlıyorum da (benim çocukluğumun bir kısmı köyde geçti) rahat rahat dolaşmak vardı köyümün yollarında. Hemde ne rahat o dağ senin şu dağ benim yollarda gezmek. Kuş avlamak, yılan peşinde koşmak, yılan derisinden orijinal kemer yapmak, kurbağa, yengeç, kertenkele hepsi hepsi. Ne vahşi değil mi? Ne kadar vahşi. Hep avcılıkla geçiyor günleri köylünün diye söylendiğinizi duyar gibiyim.

Şöyle bir köye bakın insanların birbirini tanıdığını göreceksiniz birleriyle konuştuklarını, dertleştiklerini göreceksiniz. Amanin ne bunlarda kim? Iğğğğ deyip iç geçirdiğimiz köylüler şehirliden daha sosyal, daha aktif geçiriyor hayatını televizyon olmadan. Bir fiil eğlencenin içine karışıyor. Yaşıyor eğlenceyi. Çoğumuzun az da olsa yaşadığını gibi. Bilyeli araba yapıp Rallicilik oynuyor. Bilye bulamıyorsa kaliteli ağaçtan yapıyor tekerleğini adına da Tahta Araba koyuyor biniyor dağ bayır. Rahat rahat yaşıyor, çok yaşıyor, hayatı biliyor, şehirlere mahkum olmadan, doğal, naturel, bozulmadan yaşıyor, devam ettiriyor hayatı, büyük bir ustalıkla. Helal sana köyüm, helal sana köyle. Gerçekten efendisisin şehirlinin. Sen olmasan.

Birde köyde doyuyorsan değme keyfine köylümün. Ağadır o zaman gerçekten ağa. Sıkışmamıştır kabuğuna zannettikleri gibi başkalarının. 

Evinin kapısına güvenebiliyor, bırakabiliyor çocuklarını, oynatabiliyor rahatça.