Yine Kültür ve Turizm Bakanlığının bir hizmeti bu adresten online müzik dinleyebilirsiniz ama türk sanat müziği, daş palk devri. Nostalji olsun diyeceğim ama ben o dönemi hiç yaşamadım, o dönemi yaşamasamda kan mı çekiyor nedir dinleyince de zevk almadan edemiyorum. Heyt ne kadar yaşlıyım.
Malumunuz haberlerde sizlerinde çokca duymaya alıştığı bir durum okul önlerinde şiddet durmak bilmiyor hatta bazılarında okulun içine bile giriyor. Kimi konuştursanız kendi dışında mutlaka bir suçlu aramakta gecikmiyor. Aile diyor ki, okul suçlu, okul diyorki aile, çocuklar diyor ki bilmiyorum. Efendim nacizane benim bir önerim bırakın eğitim zorunlu olmasın sekiz yıl değil, beş yıl hiç değil hiç zorunlu olmasın sorunu kökünden çözelim Ne de olsa bu ülkenin okula gitmemiş insanlara da ihtiyacı var (ne demekse) o zaman görün bakın bakalım şiddet nedir kalıyor mu? Bir yazarın da dediği gibi "Eğer başörtülü bir karınız varsa boşayın" sorun çözülsün. Niye ısrar ediyoruz değil mi?
Ağlanacak halimize güleriz de, bizim için ağlayanı bulmak zor olur önce kendimiz ağlayalım ki sonra ağlayacaklar elbet bulunur. Seyredince hiç bir şey demek gelmiyor içimden haberleri sadece üzülüyorum , içimde bir sıkıntı gençiliğimizin gözündeki perdelerin inmemişliği. Aile-okul-millet olarak üstesinden gelinebilir ancak bu sorunların. Büyümenin rahatlamanın verdiği rehavettir bu da herhal. Büyüdük önceleri küçüktük şimdi delikanlıyız her yıl % 10 büyüyoruz da bunun verdiği sıkıntıyı da yaşıyoruz diğer bütün büyükler gibi.
Yarına kalsın aklımdakiler,
Yarın da yazayım entry
Comment yazsın misafirler
Yazmazlarsa canları sağolsun
Ben yazarım
Kendi entryme kendi commentimi
Der admin ozan
Kalın salıcakla.
Amanin şair oldum.
Yaz kendini yavaş yavaş göstermeye başlıyor bir kaç gündür işe giderken sıcaklığını daha hissettirir oldu (ben işe tabanvayla gidiyorum). Oh be sonunda terliyorum, ne güzel, üşemekten bıkmıştım, insanoğluna bak sen. Bir üşür bir terler, şimdi terlemeyi ister bir kaç yaz gününden sonra eminim terlemekten de şikayet edeceğim ama benim fıtratım. Bu ne güzel bir his bu alışamamak. Neyse fazla olmasın şikayetim. Çok şükür havalar süper, süper üstü. Cemre düştü önce havaya, sonra suya gelecek hafta da toprağa o zaman daha da ısınacaktır eminim. Bekle beni sıcak günler. Terleyeceğim bol bol. Memleketin teri de bir başka oluyor hani, Kadirli sıcağı hiç unutmam hastahanelik etmişti beni bir keresinde. Aram yoktur anlayacağınız pek sıcakla.
Cemreyle ilgili haber: Cemrenin Bilimsel Açıklaması.
Bu internetin gelişmesi karşısında hayrete düşmemek elde değil, Google Earth programı şaşkınlığımın sınırlarını zorladı daha nelerle karşılaşacağız. Artık herkes netten işlerini yapıyor, netten online alışveriş sitelerinden al alabildiğinini kapına kadar getirsinler. Bu internet denilen şey insanı tembelliğime alıştırıyor ne evet alıştırıyor. Dünyayı gezmenin yanında faturalarınızı bile netten ödeyebiliyorsunu artık internet bankacılığı denen hizmetle (aman dilinizi yakmayın ha). Ver otomatik ödeme talimatını bankana zamanı gelince çeksin hesabından yeteri kadarını, eğer hesabınızı yapmak istiyorsanız o da kolay, nereye ne kadar otomatik ödeme yapıldığını da gösteriyor. Bütçenizi ayarlayıp ödemelerinizi yapıyorsunuz.
Gördüğümde hayretler içinde kaldığım bir hizmette İnternetten Online Yardım hizmeti. Kimse Yok Mu programını bilmeyeniniz yoktur. Aslında bu program (benim de bildiğim kadarıyla) Kimse yok mu derneğinin yaptıklarının ekranda görülen şekli. Bu dernek ayağımıza kadar getiriyor yardım olayını ver verebildiğin kadar. Az demeyip ne kadar verebilirsen. Çorbada senin de tuzun olsun misali. Yarının ne ile sonuçlanacağı, hatta şu anın ne ile sonuçlanacağı hiç belli olmayan hayatımızda artık yeter biraz da ahiretimize katkı, ufacık bir taş koyayım diyorsanız ve yerinizden kalkmadan bunu yapmak istiyorsanız bu hizmet tam size göre. Sigaraya vereceğiniz bir kaç milyonu sigara almaktan vazgeçip bu derneğin hizmetinden yararlanmak neden olmasın. Boş yere harcadığımız bir ton para var. Neden birazını iyi işler için harcamayalım. Eğlencesine çıkardığımız bir sürü para var cebimizden neden birazınını da böyle işlere ayırmayalım. Ayırabiliriz tabiki hemde hiç etkilenmeden. Eminim bunun karşılığını tamamen alacağızdır. Biliyorsunuz bir çok banka şubelerindeki müşteri yoğunluğunu azaltmak, personel, kira, elektrik gibi giderlerden kısarak karlılığını arttırmak için, internet şubesi için çeşitli avantajlar sunuyor bunlardan biri de yapacağınız havele işlemlerinin ücretsiz olması, bir çok banka bu hizmeti ücretsiz veriyor. Eğer siz internetten benim gibi kredi kartı kullanma konusunda korkularınız varsa, havale tam size göre. Şubeye gidip havale yaptırmak istediğiniz 10 YTL ye 10 YTL ücret alıyorlar, ama internet şubesinde bu işlem için hiç ücret talep etmiyorlar, EFT için ise bir simit parası istiyorlar. Kullan kullanabildiğin kadar. Ne kadar da uygun bu sigara parasını bu hesaplara yatırmak için bu işlem. Derneğin bir çok bankada hesabı var siz hangisini kullanıyorsanız istediğiniz bankanın hesabına bir kaç saniye içinde havale yapabilirsiniz.
Online Bağış Yapbileceğiniz Yerler
Metinde kullanılan resim, Kimse Yok Mu Derneği’nin web sitesinden alınmıştır.
online, internet üzerinden bağış, internetin yardımseverliğe katkısı
Mutlaka Yüklenmesi Gereken Program

Artık teknoloji denen şey ne kadar gelişmiş. Gelişmesinin yanında da ucuzlamış. Kullanın kullanabildiğiniz kadar. Bunlardan biri de Google Earth programı. Google bir süre önce bildiğiniz gibi dünyayı webden seyretmek için alt yasını tamamladı ve sundu bu hizmeti alt domain olarak. Bu ek olarak sunduğu hizmetlerinden biri daha. Bu programı bilgisayarınıza yükledikten sonra üç boyutlu olarak uydu fotoğraflarıyla dünyayı gezebiliyorsunuz hem de bedavaya. Benim ilk gezdiğim yer Bağdat idi. Öyle detaylı verilmişki. İkincisi Ankara, öğrenci olduğum yıllar aklıma geldi hemen, Anıtkabir gün gibi ortada, büyüdükçe büyüyor resim. Programı bilgisayarınıza yüklemeniz yetmez aynı zamanda internet bağlantınızın da olması gerekiyor. Gezmek istediğiniz yere doğru hareket ettiğinizde ilgili resimler netten yükleniyor. Büyütme butonuna tıkladığınız zaman, detayları görmek için bir kaç saniye bekliyorsunuz ama değiyor. Üçüncü olarak baktığım yer Kadirli idi ama Kadirliyi bulamadım. Büyük şehirleri detaylı vermiş. Adana Kadirli alanının bulunduğu yerden daha detaylı idi. Bakalım diğer şehirler ne kadar detaylı. Gezin efendim gezebildiğiniz kadar. Coğrafya öğretmenlerine imreniyorum, ne güzel ders işlenir bu programla.
Buna benzer bir program daha kurmuştum bilgisayarıma ama o internete ihtiyaç duymuyordu ve detaydan yoksundu. Yukarıdaki resimde gördüğünüz Topkapı Sarayı.
Google Earth Programını İndirmek İçin Tıklayın (Hedefi Farklı Kaydet Demeniz Yeterli)
Son günlerde internetin öldürdüğünü çokça duymaya başladım. Tv de ana haber bültenlerinde bile çıkar oldu artık internetin olumsuz yorumlarının yapıldığı programlar. Bir bilgisayar dergisinin şubat sayısında da bu konu işleniyordu "Acaba internet Amerika’nın oyuncağı mı?" diye. İnternet bağımlılık oluşturduğu bilmeyenler yoktur, özellikle de bu yazıyı okuyanlar. Bu bağımlılık eğer kullanıcının yaşı da küçük se artıp gidiyor yeni yetişen nesil artık internetle gönüllerini eğlendiriyor (aynen benim gibi), internetsiz bir yaşam elektrikleri kesilmiş bir ev gibi düşünülmeye başanıyor (ama bilmiyorlar ki elektrikler kesilince mum ışığındaki gecenin tadını).Hakkıyla kullanıldığında zarardan çok fayda sağlayacağına şüphe yok (aynen sizlerin bu yazıyı okuması gibi
) ancak hakkıyla kullanmanın, faydalı kullanmanın ne demek olduğunu bilmeyen tazeciklere ne demeli.
Dünyanın sonun geldigi gün gibi ortada. Ne zaman kıyamet kopacak diye beklemeye başladım. Bu gün pazar rahat uyuyabilirim. Zira kıyametin cuma günü vuku bulacağını biliyoruz değil mi. Benim gibi düşünen onlarca insan varki kıyametin alametlerini aramaya başladılar. Haklılarda. Her devirde yapılmış bu. Zamanında Türklere, Moğollara dabbetül arz denmemiş mi? Şimdi bakıyoruz efendim internet denen icadın da dabbe olabileceği söylentileri var (daha doğru dabbe filminin tezi). İnternetin dabbe mi yoksa faydalı mı zararlı mı olduğunu tartışa dururken alan alıyor netten faydasını yada zararını.
Dabbe filmi, daha önce deneyimi bulunan Hasan KARACADAĞ tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Konusu çok ilginç internetin insanlar üzerinde açtığı olumsuzlukları, ruhsal çöküntüleri işliyor. Hatta efendim internet öldürüyor. Arkada gizem bırakarak intihar eden kullanıcılar bırakıyor arkasında. Ne kadar kurgu olsa da gerçek payı yok mu san ki? Var hemde çok var.
Sadece dabbe filmi değil, internet üzerinden chat olayını konu edinen interaktif bir romanlar yazılmaya başlandı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz en iyisi mi biz eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım.
Dabbe Filmi Hakkında Geniş Bilgi
Geçenlerde bir yazı okudum gazetede; "bunu yapmadan ölme", "mutlaka yapılması gereken 10,20…100 şey". Elimde olsa hiç ölmeyecek ya. Elimde değil arada ölmek de lazım. Birde ihtiyaçdır ölümde yaşamak gibi. Birde yapılması gerekenlere düz rakamlar getirmezler mi? Tamam bitiyorum o zaman. Mutlaka yapılması gerekenlerde deneyimli oldukları için ünlülerimize mikrofon veya kalem uzatıyorlar konuşturuyorlar bir bir. Sayın manken "siz olsaydınız ölmeden önce ne yapmak isterdiniz" "paris mahsenlerinde kırmızı şarabın tadına bakmak, amerikada köpek balıklarına karşı kulaç atmak, kanarya adalarında güneşlenmek" bir diğerine uzatılıyor kalem "ben ben, en çok ben uzak doğuyu görmek istiyorum, görmeden gidersem gözlerim açık gidir ayol" (ah ah bende istiyorum ama, açık gitmez şahsen), bir diğeri ise "yelkenliyle seksengünde devr-i alem yapmak istediğim" diyor. Hepsinin bir hayali hepsinin bir gelecek hakkında bir olmayan farklı fantazileri (herkesin fantazisi var elbet, tabi benim de). Bulundukaları zamanın, yaşadıkları ülkenin güzelliklerini, memleketlerinin iyi tarafını düşünen yok, bırakalım efendim bu özel anlar, zamanlar ve mekanlar aramayı bırakalım da hayatımızı yaşamaya gerçekten başlayalım artık gerçeklerle beraber. Kahvaltıdaki peynirden en büyük zevki al, Fransız peynirleri geriye kalsın. Yapma her şeyi de dünyada eksik kalsın, sevgimiz devam etsin. Hepsini yapıp da ne yapacaksın, canın sıkılır sonra.
Günün sözü: Bil zamanın kıymetini o senin kıymetini bilmesede. Yaşa doya doya dünyayı dolaşmasanda, fransız peynirinin tadına bakamasanda.

Ah şu bilgisayarlar ve İE ah. Demin bir ton yazı yazdım hepsi ie nin hata vermesiyle kayboldu. Birde Firefox jet hızını deneyelim.
Siteye ileti yazabilmek için üye olmanız gerekir. Yorum için üye olmak gerekmek. Yorum alanınına girdiğiniz bilgiler site tarafından saklanır, siteyi bir dahaki ziyaretinizde yorum alanına tekrar isim, e-mail, site adı yazmanıza gerek kalmaz. Ne güzel dimi. Hazıra konmak. Bu gördüğünüz hazır bir site tasarımıdır, üzerinde tarafımdan değişiklik yapılmıştır. Artık yeni kural, içerik, tasarımla on gün uğraşmak değil.
Haydi kolay gele.
Bu arada üye olmanız bir kaç saniye sürüyor, üyelik için gerçek bir e-mail ve interneti ingilizce bir e-maili kullanacak kadar kullanabiliyor olmanız gerekir. Sitenin üyelik işlemlerinde bilgiler ingilizce isteniyorda. 
İnsanların memleketi vardır hemde herkesin memlekti olmayan yoktur değil mi? Ne acayip soru bu böyle memleketsiz adam olur mu? Olmaz elbet. Herkesin bir memleketi var. Ya memleketleri birbirinden ayıranlar ne. Memleketi birbirinden ayıranlar akrabalar, doğduğun yer olması (doyduğun yerse deme gitsin), taşı, toprağı, havası... bu liste uzayıp gider. Bunlardan en önemlisi memleketin ne taşı ne de toprağı bunlardan en önemlisi memleketin insanı memleketin gönüllerde yer etmesi. Memlektin insanı kaliteli ise özlüyor insan memleketi ya değilse (Allah göstermesin) o zaman özlemde yoktur, yaşadığın yerdir memleketin. En sevdiğin yerdir memleketin. Memlekete de tanım bulduk böylece. Memleket en sevdiğin toprak parçasıdır ülkendeki.
Hep merhaba dünya ile başlıyor yeni işler. Burda da farklı olmadı, yine "merhaba dünya" yada bu merhaba dünyanın ingilizcesi yada bilmem herhangi bir dildeki. Hazırlıklar zor. Seçmek zor. Hangisi acaba. Hangisinde çalışayım demek zor. Karar vermesi ve bu kararı devam ettirmesi de en zoru. Zor veya daha zor olursa olsun artık karar verilmiştir, bu çalışma üzerinde devam ettireceğim. Güzelleştirmek işlevselleştirmek deneme sürecindeki gidişata göre şekillenecektir.
Merhaba Dünya size de merhaba…
Fakir @ November 18, 2006 

