Eskiden köy vardı rahat rahat sokaklarında dolaşabildiğin, eskiden memleket vardı yağmurlarında ıslanabildiğin. Şimdi küçük Enes köy ister yağmurunda ıslanıp tamam şimdi hasta oldum demek için. Köyler mi daha güvenlidir şehirler mi? Şehirde mi yaşamak istersiniz köyde mi? Birinci sorudaki cevap Köydür. İkinci sorudaki cevap ise şehirdir. Herkes şehirde yaşamak ister ama bilirlerki şehrin güvenliğin olmadığını çocukluğunu yaşayamamaktır şehir özellikle büyük şehir çocuklar, tazeler için. Birde bilmediğin daha büyük şehir ise gerçekten kafestir şehir bu bahsettiğim çocuklar için. Eskiden hatırlıyorum da (benim çocukluğumun bir kısmı köyde geçti) rahat rahat dolaşmak vardı köyümün yollarında. Hemde ne rahat o dağ senin şu dağ benim yollarda gezmek. Kuş avlamak, yılan peşinde koşmak, yılan derisinden orijinal kemer yapmak, kurbağa, yengeç, kertenkele hepsi hepsi. Ne vahşi değil mi? Ne kadar vahşi. Hep avcılıkla geçiyor günleri köylünün diye söylendiğinizi duyar gibiyim.

Şöyle bir köye bakın insanların birbirini tanıdığını göreceksiniz birleriyle konuştuklarını, dertleştiklerini göreceksiniz. Amanin ne bunlarda kim? Iğğğğ deyip iç geçirdiğimiz köylüler şehirliden daha sosyal, daha aktif geçiriyor hayatını televizyon olmadan. Bir fiil eğlencenin içine karışıyor. Yaşıyor eğlenceyi. Çoğumuzun az da olsa yaşadığını gibi. Bilyeli araba yapıp Rallicilik oynuyor. Bilye bulamıyorsa kaliteli ağaçtan yapıyor tekerleğini adına da Tahta Araba koyuyor biniyor dağ bayır. Rahat rahat yaşıyor, çok yaşıyor, hayatı biliyor, şehirlere mahkum olmadan, doğal, naturel, bozulmadan yaşıyor, devam ettiriyor hayatı, büyük bir ustalıkla. Helal sana köyüm, helal sana köyle. Gerçekten efendisisin şehirlinin. Sen olmasan.

Birde köyde doyuyorsan değme keyfine köylümün. Ağadır o zaman gerçekten ağa. Sıkışmamıştır kabuğuna zannettikleri gibi başkalarının. 

Evinin kapısına güvenebiliyor, bırakabiliyor çocuklarını, oynatabiliyor rahatça.