Geçenlerde bir yazı okudum gazetede; "bunu yapmadan ölme", "mutlaka yapılması gereken 10,20…100 şey". Elimde olsa hiç ölmeyecek ya. Elimde değil arada ölmek de lazım. Birde ihtiyaçdır ölümde yaşamak gibi. Birde yapılması gerekenlere düz rakamlar getirmezler mi? Tamam bitiyorum o zaman. Mutlaka yapılması gerekenlerde deneyimli oldukları için ünlülerimize mikrofon veya kalem uzatıyorlar konuşturuyorlar bir bir. Sayın manken "siz olsaydınız ölmeden önce ne yapmak isterdiniz" "paris mahsenlerinde kırmızı şarabın tadına bakmak, amerikada köpek balıklarına karşı kulaç atmak, kanarya adalarında güneşlenmek" bir diğerine uzatılıyor kalem "ben ben, en çok ben uzak doğuyu görmek istiyorum, görmeden gidersem gözlerim açık gidir ayol" (ah ah bende istiyorum ama, açık gitmez şahsen), bir diğeri ise "yelkenliyle seksengünde devr-i alem yapmak istediğim" diyor. Hepsinin bir hayali hepsinin bir gelecek hakkında bir olmayan farklı fantazileri (herkesin fantazisi var elbet, tabi benim de). Bulundukaları zamanın, yaşadıkları ülkenin güzelliklerini, memleketlerinin iyi tarafını düşünen yok, bırakalım efendim bu özel anlar, zamanlar ve mekanlar aramayı bırakalım da hayatımızı yaşamaya gerçekten başlayalım artık gerçeklerle beraber. Kahvaltıdaki peynirden en büyük zevki al, Fransız peynirleri geriye kalsın. Yapma her şeyi de dünyada eksik kalsın, sevgimiz devam etsin. Hepsini yapıp da ne yapacaksın, canın sıkılır sonra.
Günün sözü: Bil zamanın kıymetini o senin kıymetini bilmesede. Yaşa doya doya dünyayı dolaşmasanda, fransız peynirinin tadına bakamasanda.

Fakir @ February 26, 2006 

