Konusu: Genel Fakir @ February 26, 2006 3:53 pm

Artık teknoloji denen şey ne kadar gelişmiş. Gelişmesinin yanında da ucuzlamış. Kullanın kullanabildiğiniz kadar. Bunlardan biri de Google Earth programı. Google bir süre önce bildiğiniz gibi dünyayı webden seyretmek için alt yasını tamamladı ve sundu bu hizmeti alt domain olarak. Bu ek olarak sunduğu hizmetlerinden biri daha. Bu programı bilgisayarınıza yükledikten sonra üç boyutlu olarak uydu fotoğraflarıyla dünyayı gezebiliyorsunuz hem de bedavaya. Benim ilk gezdiğim yer Bağdat idi. Öyle detaylı verilmişki. İkincisi Ankara, öğrenci olduğum yıllar aklıma geldi hemen, Anıtkabir gün gibi ortada, büyüdükçe büyüyor resim. Programı bilgisayarınıza yüklemeniz yetmez aynı zamanda internet bağlantınızın da olması gerekiyor. Gezmek istediğiniz yere doğru hareket ettiğinizde ilgili resimler netten yükleniyor. Büyütme butonuna tıkladığınız zaman, detayları görmek için bir kaç saniye bekliyorsunuz ama değiyor. Üçüncü olarak baktığım yer Kadirli idi ama Kadirliyi bulamadım. Büyük şehirleri detaylı vermiş. Adana Kadirli alanının bulunduğu yerden daha detaylı idi. Bakalım diğer şehirler ne kadar detaylı. Gezin efendim gezebildiğiniz kadar. Coğrafya öğretmenlerine imreniyorum, ne güzel ders işlenir bu programla.

 Buna benzer bir program daha kurmuştum bilgisayarıma ama o internete ihtiyaç duymuyordu ve detaydan yoksundu. Yukarıdaki resimde gördüğünüz Topkapı Sarayı.

 

Google Earth Programını İndirmek İçin Tıklayın (Hedefi Farklı Kaydet Demeniz Yeterli)

Konusu: Genel Fakir @ 9:13 am

Dabbe FilmiSon günlerde internetin öldürdüğünü çokça duymaya başladım. Tv de ana haber bültenlerinde bile çıkar oldu artık internetin olumsuz yorumlarının yapıldığı programlar. Bir bilgisayar dergisinin şubat sayısında da bu konu işleniyordu "Acaba internet Amerika’nın oyuncağı mı?" diye. İnternet bağımlılık oluşturduğu bilmeyenler yoktur, özellikle de bu yazıyı okuyanlar. Bu bağımlılık eğer kullanıcının yaşı da küçük se artıp gidiyor yeni yetişen nesil artık internetle gönüllerini eğlendiriyor (aynen benim gibi), internetsiz bir yaşam elektrikleri kesilmiş bir ev gibi düşünülmeye başanıyor (ama bilmiyorlar ki elektrikler kesilince mum ışığındaki gecenin tadını).Hakkıyla kullanıldığında zarardan çok fayda sağlayacağına şüphe yok (aynen sizlerin bu yazıyı okuması gibiemoticon) ancak hakkıyla kullanmanın, faydalı kullanmanın ne demek olduğunu bilmeyen tazeciklere ne demeli.

 Dünyanın sonun geldigi gün gibi ortada. Ne zaman kıyamet kopacak diye beklemeye başladım. Bu gün pazar rahat uyuyabilirim. Zira kıyametin cuma günü vuku bulacağını biliyoruz değil mi. Benim gibi düşünen onlarca insan varki kıyametin alametlerini aramaya başladılar. Haklılarda. Her devirde yapılmış bu. Zamanında Türklere, Moğollara dabbetül arz denmemiş mi? Şimdi bakıyoruz efendim internet denen icadın da dabbe olabileceği söylentileri var (daha doğru dabbe filminin tezi). İnternetin dabbe mi yoksa faydalı mı zararlı mı olduğunu tartışa dururken alan alıyor netten faydasını yada zararını.

 Dabbe filmi, daha önce deneyimi bulunan Hasan KARACADAĞ tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Konusu çok ilginç internetin insanlar üzerinde açtığı olumsuzlukları, ruhsal çöküntüleri işliyor. Hatta efendim internet öldürüyor. Arkada gizem bırakarak intihar eden kullanıcılar bırakıyor arkasında. Ne kadar kurgu olsa da gerçek payı yok mu san ki? Var hemde çok var.

Sadece dabbe filmi değil, internet üzerinden chat olayını konu edinen interaktif bir romanlar yazılmaya başlandı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz en iyisi mi biz eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım.

Dabbe Filmi Hakkında Geniş Bilgi

 

 

Konusu: Genel Fakir @ 8:49 am

Geçenlerde bir yazı okudum gazetede; "bunu yapmadan ölme", "mutlaka yapılması gereken 10,20…100 şey". Elimde olsa hiç ölmeyecek ya. Elimde değil arada ölmek de lazım. Birde ihtiyaçdır ölümde yaşamak gibi. Birde yapılması gerekenlere düz rakamlar getirmezler mi? Tamam bitiyorum o zaman. Mutlaka yapılması gerekenlerde deneyimli oldukları için ünlülerimize mikrofon veya kalem uzatıyorlar konuşturuyorlar bir bir. Sayın manken "siz olsaydınız ölmeden önce ne yapmak isterdiniz" "paris mahsenlerinde kırmızı şarabın tadına bakmak, amerikada köpek balıklarına karşı kulaç atmak, kanarya adalarında güneşlenmek" bir diğerine uzatılıyor kalem "ben ben, en çok ben uzak doğuyu görmek istiyorum, görmeden gidersem gözlerim açık gidir ayol" (ah ah bende istiyorum ama, açık gitmez şahsen), bir diğeri ise "yelkenliyle seksengünde devr-i alem yapmak istediğim" diyor. Hepsinin bir hayali hepsinin bir gelecek hakkında bir olmayan farklı fantazileri (herkesin fantazisi var elbet, tabi benim de). Bulundukaları zamanın, yaşadıkları ülkenin güzelliklerini, memleketlerinin iyi tarafını düşünen yok, bırakalım efendim bu özel anlar, zamanlar ve mekanlar aramayı bırakalım da hayatımızı yaşamaya gerçekten başlayalım artık gerçeklerle beraber. Kahvaltıdaki peynirden en büyük zevki al, Fransız peynirleri geriye kalsın. Yapma her şeyi de dünyada eksik kalsın, sevgimiz devam etsin. Hepsini yapıp da ne yapacaksın, canın sıkılır sonra.

 Günün sözü: Bil zamanın kıymetini o senin kıymetini bilmesede. Yaşa doya doya dünyayı dolaşmasanda, fransız peynirinin tadına bakamasanda.

emoticon